Nusret Gökçe’nin imparatorluğundaki küçülme, aslında tek bir sebebe değil; mali zorluklar, itibar yönetimi ve stratejik bir model değişikliğinin birleşimine dayanıyor.
Nusret’in bu küçülme süreci; stratejik hatalar, finansal kayıplar ve marka imajının zedelenmesiyle tetiklenen bir başarısızlık tablosuna dönüşmüş durumda.
Özellikle ABD ve Londra operasyonlarında açıklanan milyonlarca sterlinlik zararlar, “viral” popülariteye güvenilerek yapılan aşırı genişlemenin sürdürülebilir olmadığını kanıtladı. Yüksek fiyatların yemek kalitesiyle örtüşmemesi ve eski çalışanlarla yaşanan hukuki itilaflar, markanın “lüks” algısını sarsarak müşteri kaybına yol açtı. Sonuç olarak, Beverly Hills ve Las Vegas gibi prestijli noktaların kapatılması, markanın küresel bir gastronomi devi olma yolundaki agresif büyüme stratejisinin iflas ettiğini ve yerini zorunlu bir geri çekilmeye yani küçülmeye bıraktığını gösteriyor.
Marka, yüksek maliyetli ve beklenen ilgiyi görmeyen lokasyonları kapatırken, “Saltbae Burger” gibi daha sürdürülebilir konseptlere ve havalimanı gibi garanti trafik sunan noktalara ağırlık vererek lüks segmentteki varlığını yeniden yapılandırmayı hedefliyor.
Nusret, bir “fenomen” markasından sürdürülebilir bir “lüks restoran zinciri”ne dönüşmeye çalışıyor.
